14 Ocak 2016 Perşembe

Güncelleme 8.1

Geçen hafta bursumun yatmasıyla yine gaza geldim. Ben cebime para girdiği anda sonuna kadar harcamadan mutlu olamayan tiplerdenim. Alışveriş yapmak gerçekten her şeyden daha çok mutlu ediyor beni. Dünyanın en güzel defterini aldım, Moleskine çakması. Mehmet alma diye yalvardı bana resmen, ne gerek var şuna o kadar para veriyorsun dedi. Merhaba anne bu satırları okuyorsan çok da pahalı değil, valla. Neyse, o defterin hayatımda her şeyi daha düzenli hale getireceğini düşünüyorum halbuki boşa bir umut.

Asla düzenli olamadım ben. Aslında yapılacaklar listesi yapmayı falan çok severim; ama konu o yapılacakları yapmaya gelince sanırsınız koalayım. Beş dakika daha uzanayım sonra kalkıp çamaşır sırası alacağım diyorum. ALMIYORUM.

Bu aralar uyku düzenim berbat, gerçekten. Finaller yüzünden olsa gerek. Geçen gün eski bir arkadaşıma snap atmıştım, cevap olarak sana noldu dedi. Gözlerim altı torba torba olmuş... Gerçekten çok yoruldum, bir şeyler okuyup yazmaktan... Bugünkü finalde 6 sayfa boyunca Realizmi savundum. Tam şu an hatırladım vurucu cümlemi yazmayı unutmuşum... Buraya yazayım da hava olsun.

"In a world full of conflicts, I see no point being something else rather than Realist."

Kabul edin fazla güzel, şunu yazsam kesin 100 alırdım. Gerçi bu dersle sorunum yok. Ödevden 100 aldım, mid-termden de 1,25 puan kaybetmiştim; ama finalde düşürürsem valla ağlarım. Çünkü dünyanın en tatlı hocası falan kadın. Bir ara her hafta odasına gidip bir saat sohbet ediyordum. Staja başvurduğumu ve kazandığımı annemden önce ona söyledim hatta. Benden daha çok sevinmişti, canım ya.

Bir de öğrendim ki hukuk zormuş. Uluslararası hukuk daha da zor. Yok efendim bir davayı önce kim duyarsa onunmuş. Ne alakaysa...

Bir de siz siz olun ölmüş gitmiş insanlarla dalga geçmeyin ders çalışıcam diye. Valla sınavda isimlerini unutuyorsunuz, bence lanet. Yav bu Robert Cox da sırf konuşmuş olmuş için konuşmuş falan diyordum çalışırken, sonra sınavda adını unuttum. Cox argues that... dedim. Şaka mıyım ben ya.


Bir de ders çalışırken size önerim önünüze peluş bir şey alın, ona anlatın. Cidden daha iyi anlıyorum ben o zaman. Benimki şu yukarıda gördüğünüz fok balığı. Adı Hamur Abi. Kim koydu bu ismi demeyin... Birisinden özür dilemek için fokuma isim koyabilirsin dedim, o da bunu buldu. Demez olaydım. Öff burası da iyice OKS Anneleri tadında bir blog oldu. Ne ümitlerim vardı yazmaya başlarken. Tüh.

Bir de evi cidden çok özledim ya. Kanepeye yayılıp kedilerden birisine zorla sarılıp uyumak istiyorum. Sonra annem gelip gündüz gündüz ne uykusu şimdi bu diye atar yapsın, uyanıp onunla saçma sapan bir program izleyeyim televizyonda istiyorum. Ama buna daha beş tane final var. Neyse ki birisi Çince.

Neyse,

Cheers.

0 yorum:

Yorum Gönder