30 Aralık 2014 Salı


Hayatımda pek çok zor dönem oldu; ama sanırım kendimi en güçsüz hissettiğim, en üstesinden gelemeyeceğimi düşündüğüm zaman bu aralara denk geliyor. Sanki yürüyen kara bir bulutum da etrafıma korku salıyorum gibi. Sadece etrafıma olsa iyi, kendimi korkutuyorum. Bir insan aynada kendisine bakmaktan korkar mı? Korkuyormuş. Yüzüme baktığımda aklıma gelenler öylesine zedeliyor ki kişiliğimi bakmak istemiyorum. Elbette üstesinden gelinmeyecek sorunlarım yok tabi; ama insan tablonun içindeyken tüm resmin farkında olamıyor. Ya da çerçevenin nerede biteceğini kestiremiyorsunuz.
Öyle bir dönem işte bu da. Gelir geçer umarım. Belki de bunun sebebi ailemden ilk kez ayrılmış olmam, ki bu bile bence yeterli bir bahane değil, ya da yalnızlık. Eski alışanlıklara geri dönme isteği vesaire.
Tek bildiğim eski halimi kıskandığım. Kıskanmakta yeni bir çığır açtım muhtemelen ve kendi kendini kıskanan ilk insan oldum… Narcissus’u bilirsiniz hepiniz, hani Olimpos Tanrıları onu cezalandırdıktan sonra su içmek için eğildiği dere kenarında kendi yansımasını görüp aşık olan ve günlerce yemek yiyemeyip, su içemeyen sonra ölen mitolojik karakter. Ailem beni ona benzetirdi işte. Önceden. Kendime aşıktım. Cidden, büyük sorunlarım yoktu öyle. Ama bu iki senede, gerek kilo almış olmam olsun, gerek dikkatimi bir işe odaklayamamak olsun çok değiştim.
Ama düzelecek.
Değil mi Alfred?
Mermeow.

0 yorum:

Yorum Gönder